Wolkman Modelleri

Radyo dinlemek bir tutku işidir. 1992 yılında 8 yaşındayken mahallemize bir tablacı gelmişti. Tablacıda ne ararsan vardı. Tırnak makası, cüzdan, saat, çakı, bileklik. Saatlerce oturup tablacının ürünlerini incelerdim. En çok dikkatimi de wolkmanler çekmişti. Siyah bir wolkman o yıllarda hayallerimi süslerdi. Wolkmanin fiyatını sorduğumda bugünün 50 lirası gibi bir bedeldi. Babamın bana o wolkmani alması için o günlerde 7 kişiyi tıraş etmesi gerekirdi. Küçük bir mahallede berberlik yapardı. Dükkan kirası, elektrik faturası, su faturası derken ay sonunu zor getirirdi. Son 10 günü kira ve faturaları ödeyebilmek için para biriktirirdi. 1 hafta boyunca ayakkabı boyacılığı yaparak o wolkman için para biriktirdim. 1 hafta sonra tablacı geldiğinde elinde wolkman yoktu. Şehir merkezine de 20 km uzaklıktaydık. Tablacıya wolkman parasını verdim. Haftaya bana getir olur mu dedim. 3 hafta tablacı mahallemize uğramadı. Paramın üstüne yattığını düşünürken 3. Hafta adam geldi. Wolkmanimi getirdi. Benden özür diledi. Babasını kaybetmiş cenaze işleriyle uğraşmaktan yastan dolayı 2 hafta boyunca işi bırakmış.

Wolkmanim geldiğinde radyosu yoktu. Pili koyup saatlerce o wolkmanin dönmesini büyük bir hayranlıkla izlerdim. Mahallemizdeki bir abi o sıralar çok meşhur olan Mustafa Yıldızdoğan’ın Mektup albümünün kasetini verdi. Gece gündüz başka kasetim olmadığı için onu dinledin. En sonunda babam bile bütün sözlerini ezberledi o sanatçının şarkılarının. En sonunda dayanamadı kapat oğlum şu radyoyu yeter demekten. En sonunda wolkmani yere çarpıp parçaladı. O günden sonra wolkmanim olmadı. Wolkman dinlemek o yıllarda bir hobiydi. Parklarda sahillerde wolkman dinleyen gençlerden geçilmezdi. O dönemde ya wolkman dinlemek, ya da kız tavlamak için sahile elinde köpekle sahile inilirdi.

Makale Yazarı: Emrah Berber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir