Türkiye’nin milli sembolü: Uzun Mehmet

Türkiye'nin milli sembolü: Uzun Mehmet

Uzun Mehmet’in Neyren köyü değirmeninin yakınındaki dere kenarında bulduğu “siyah taşların” ocakta yandığını fark etmesi ve ürünün havzada tespit edilmesiyle üretimine başlanan taş kömürü, 1848’den bu yana 173 yıldır ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor.

Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) bağlı Üzülmez, Kozlu, Karadon, Amasra ve Armutçuk müesseselerindeki maden ocaklarının yanı sıra özel saha işletmelerinde çalışan işçiler için Uzun Mehmet’in keşfettiği taş kömürü, en önemli istihdam kapısı olarak görülüyor.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yücel Namal, AA muhabirine, Uzun Mehmet’in keşfinin, emperyalist devletlere karşı verilen milli mücadelenin kazanımlarından bir tanesi olduğunu söyledi.

19. yüzyıla bakıldığında, Osmanlı Devleti’nin maden bölgelerinin yabancı şirketler tarafından kontrol edildiğini ve işletmelerinin bunların elinde olduğunu anlatan Namal, “Zonguldak kömür havzasına baktığımızda İtalyan ve Fransız kömür şirketlerinin önemli bir etkisinin olduğunu, daha sonra İngiliz şirketlerinin de bu bölgede kömür madenlerini işlettiğini biliyoruz. Bunların bu bölgede yabancı mühendis ve amele çalıştırdığını bilmekteyiz.” dedi.

“MİLLİ BİR SEMBOL OLARAK ORTAYA ÇIKIYOR”

Yücel Namal, o dönem yabancı madencilerin bu bölgede yoğunlukta olmasından dolayı 4 Aralık’ta Hristiyanlıktaki Azize Barbara gününün madencilere atfedildiğini, o nedenle Zonguldak kömür havzasındaki yabancı mühendis ve amelenin, 4 Aralık’ı Madenciler Günü olarak kutladığını bildiklerini anlattı.

8 Kasım Uzun Mehmet Kömür Bayramı’nın bu açıdan kendileri için önemli olduğuna işaret eden Namal, şöyle devam etti:

“Bayramın ortaya çıkış noktası şu: 1932 yılında Zonguldak Halkevi, bir araştırma komisyonu kuruyor. Hristiyanların kutladığı bu 4 Aralık’a karşılık kendi kültürlerine ait Türklerin, Müslümanların bu bölgede kömürün ne zaman bulduğunu ortaya çıkarma iddialarıyla bu çalışma başlıyor. Aynı yıl içerisinde sonuçlanmasıyla ilk defa biz Cumhuriyet tarihinde 8 Kasım 1932’de, ilk Uzun Mehmet Kömür Bayramı’nı kutlamaya başlıyoruz. Daha sonra da bu bayramın yurt genelinde de kutlamalarının yapıldığını görüyoruz. Türk devletinin kendi madencilerine has bir bayramı ve özel bir gününün olduğunu, bu vesileyle zikredebiliriz. Bu açıdan önemlidir. Bu da Cumhuriyet’imizin önemli kazanımlarından birisidir.”

Namal, Uzun Mehmet’in tarihteki önemine dikkati çekerek, “Uzun Mehmet, bizim için yurt içerisindeki yabancı sermayenin sömürü düzenine karşı, milli bir sembol olarak ortaya çıkıyor. Madenlerde artık Türk mühendislerin ve işçilerin çalıştığı bir dönem başlıyor. O açıdan da Uzun Mehmet çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Namal, bazı kaynaklara göre bir ayan tarafından öldürtülen Uzun Mehmet’in, bu yönüyle sembolik anlamda ilk maden şehidi olarak kabul edilebileceğini sözlerine ekledi.

UZUN MEHMET’İN ÖYKÜSÜ

Çeşitli kaynaklara göre, Uzun Mehmet ve kömürün bulunuşuyla ilgili öykü, 1820-1829 yıllarında geçiyor.

Kaynaklarda, Uzun Mehmet’in hikayesi şöyle anlatılıyor:

“Uzun Mehmet, Ereğli’ye bağlı Kestaneci köyündendir. 1820’li yıllarda Ereğli’nin belli başlı ailelerinden Karamahmutzadeler sülalesinden olduğu bilinir. Uzun Mehmet, askerliğini bahriye eri olarak yapmıştır. Terhis olurken kendisine subayları tarafından kömür numunesi gösterilmiş ve memleketine dönünce siyah taşlardan araması istenmiştir.

Uzun Mehmet, bir gün Neyren köyü civarındaki değirmene gider. Hasat sonu olduğu için değirmen tamamen doludur. Uzun Mehmet, dere kenarında dolaştığı sırada siyah taşlar bulur. Bir anda, askerde kendisine gösterilen siyah taş (yanan taş) aklına gelir.

Bunlardan biraz toplayarak değirmende yanan ocağa atar. Taşların yandığını görünce çok sevinir. Ertesi gün aynı yere gizlice giderek daha geniş arama yapar. Bazı yerleri kazan Uzun Mehmet, çuvala koyduğu kömür numunelerini İstanbul’a götürür. Padişah II. Mahmut, kömürün bulunuşuna sevinerek, Uzun Mehmet’i 50 altınla ödüllendirir. Böylece kömürün bulunuşu 8 Kasım 1829 olarak tarihe geçer.

Dönemin Ereğli Ayanı Hacı İsmail Ağa, Uzun Mehmet’in kömürü bulmasını hazmedemez. İstanbul’a Fen Heyeti’ne gitmek için yola çıkan Uzun Mehmet’i Leblebici Hanı’nda öldürtür.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir