Büyük gıda şirketleri mi, küçük üreticiler mi: Çiftçi kimdir?

Çiftçi, TMO’nun ihalelerine girip yüzlerce ton ürünü tek seferde satabilen gıda tekelleri mi, yoksa kente göçe zorlanan küçük üreticiler mi? Çiftçi-Sen, büyük gıda tekelleriyle küçük çiftçilerin aynı gün kutlama yapamayacaklarını, 14 Mayıs’ın da çiftçiler günü olmadığını söylüyor.

Büyük gıda şirketleri mi, küçük üreticiler mi: Çiftçi kimdir?

Ozan GÜNDOĞDU

Tarımsal üretim gün geçtikçe büyük şirketlerin kontrolüne geçiyor. Tohum, ilaç ve gübrenin gıda tekellerinin eline geçmesiyle başlayan bu süreç artık doğrudan üretimin kendisinin piyasalaşmasıyla devam ediyor. Tohumda, ilaç ve gübrede gıda tekellerinin müşterisi haline getirilen küçük çiftçiler artık topraklarını terk ederek üretimi de gıda tekellerine bırakmak zorunda kalıyorlar. Tarımsal üretime, halkın gıda hakkı çerçevesinden değil de kapitalist rekabete odaklanarak yaklaşan anlayış ise küçük çiftçiliğin tasfiye edilmesini onaylıyor ve şirket tarımına geçilmesi gerektiğini iddia ediyor. Artan nüfusu doyurmanın başka türlü mümkün olmadığı şeklindeki iddialar ise şirket tarımının meşrulaşmasına dayanak oluşturuyor.

Köylünün büyükbaş hayvanı kalmadı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri de tarımsal üretimdeki tekelleşmeyi gözler önüne seriyor. Örneğin büyükbaş hayvan varlığının küçük çiftçilerin mi yoksa büyük şirketlerin mi kontrolünde olduğunu veriler ortaya koyuyor. TÜİK’in son olarak 2016 yılında yayımladığı “Tarımsal İşletme Yapı Araştırması” başlıklı çalışmasına göre Türkiye’deki her 1000 adet büyükbaş hayvan yetiştiricisi işletmenin sadece 2’sinde 300’den fazla büyükbaş hayvan bulunuyor. Ancak bu en büyük binde 2, toplam büyükbaş hayvanların yüzde 14,4’ünü elinde tutuyor. Peki küçük çiftçiler? Verilere göre binde 2’lik azınlık tüm küçük çiftçilerin elinde tuttuğu büyükbaş hayvanların 2 katı kadar varlığa sahip. Büyükbaş hayvan sahibi işletmelerin yüzde 44,5’inin elinde 1 ile 4 baş arasında büyükbaş hayvan var. Ancak küçük çiftçilerden oluşan söz konusu bu grup toplam büyükbaş hayvan varlığının sadece yüzde 7,9’unu elinde tutuyor. Binde 2’nin varlığı yüzde 44,5’in varlığının iki katına ulaşmış durumda. Sadece hayvancılıkta değil, ekili tarımda da tablo bundan farksız değil, hatta daha kötü. Ancak ekili tarımdaki tablo nitelik olarak daha farklı. Küçük çiftçiler mevcut tarım rejiminde büyük şirketlerin sözleşmeli işçisi konumunda. Sezon başında imzalanan sözleşmelerle gelirlerini ve ürünlerini garanti altına alan büyük şirketlere karşılık sezon boyunca artan maliyetleri ve belirsizliği sırtlanan küçük çiftçiler oluyor. Bu nedenle çoğu zaman girdi fiyatlarındaki artışa karşılık çiftçi ürününün fiyatının artmamasından şikayet ediyor.

Devlet ise tarımda büyük şirketlerin küçük üreticileri yerinden ettiği bu düzeni uzaktan izleyerek büyük şirketlerin yanında saf tutuyor. Üretim düştüğünde tarım ithalatı devletin sık sık sığındığı liman. Ancak bu ithalat da yabancı küçük çiftçilerden değil yine gıda tekellerinden yapılıyor. Örneğin 25 Mart 20 Nisan arasında Toprak Mahsülleri Ofisi’nin mısır ihalesine giren şirketler Viterra, Cargill, GTCS, ADM, Rolweg gibi küresel gıda devleri. Her birinden alınan mısırlar ise yüzlerce tonu buluyor. Aynı durum buğday, pamuk, pirinç gibi ihalelerde de mevcut.

1984’ten bu yana 14 Mayıs günleri “Dünya Çiftçiler Günü” adı altında kutlanıyor. Ancak Türkiye’de de başlayan tarımın gıda tekellerinin kontrolüne geçirilmesi süreciyle çiftçi kimdir sorusu da gündemde. TMO’nun ihalelerine girip yüzlerce ton mısırı, buğdayı, pamuğu tek seferde satan büyük şirketlerin sahipleri de çiftçiden sayılır mı? 14 Mayıs’taki kutlamanın gerekçesi Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) 14 Mayıs’ta kurulmuş olması. Ancak bu federasyon büyük gıda şirketlerinin kontrolünde, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankası gibi kurumlarla paralel politikalar takip eden bir örgüt. Bu duruma karşı Türkiye’deki Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen) IFAP’ın kuruluşunda çiftçiler için kutlanacak bir şey olmadığını, küçük çiftçilerle büyük tarım şirketlerinin aynı gün kutlama yapamayacaklarını söylüyor. Çiftçi-Sen konuya ilişkin bir basın açıklaması da yayımladı. “Küçük Çiftçiler Günü 14 Mayıs değil 17 Nisan’dır” başlığı taşıyan açıklamada şu ifadelere yer veriliyor; “1984 yılından bu yana Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) kuruluş günü olan 14 Mayıs, “Dünya Çiftçiler Günü” adı altında kutlanıyor. Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu tarım şirketlerini de içinde barındıran, büyük gıda şirketlerinin yönettiği bir organizasyondur. İkinci paylaşım savaşı sonrasında, 1946 yılında kurulmuştur. Bilindiği gibi 1946 yılından sonra ülkelerarası yeni iş bölümü ve “Yeşil Devrim” adı altında tarımı şirketlerin kontrolüne geçirmenin ilk adımları atılmaya başlanmıştır. IFAP da “Yeşil Devrim” proje ve politikalarının ürünü olarak ortaya çıkmış ve 1947 yılında kabul edilen Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’na uygun hareket etmeye çalışmıştır. 1980’li yıllar ise tüm Dünya’da neoliberal politikaların hakim olmaya başladığı yıllardır. Uygulanan neoliberal tarım politikalarıyla şirketlerin önü daha da açılırken, küçük çiftçiler yok edilmektedir. Bugünün kutlanmak üzere 1984 yılında ortaya çıkması da manidardır. Lakin şirketlerin kendileri dışında üretim yapan hiçbir çiftçiye tahammülü yoktur, bu nedenle Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) kendisi de kurum olarak neoliberal politikalardan etkilenmiş ve ekonomik nedenlerle 2010 yılında tasfiye olmuştur. Onun yerine şirketler, kendilerinin daha da belirgin olduğu Dünya Çiftçileri Örgütü (WFO) adı altında yeni bir örgütlenmeye gitmişlerdir”.

Bizim günümüz 17 Nisan

Bu haliyle Çiftçi-Sen çiftçiler gününün 14 Mayıs değil 17 Nisan olduğunu ilan ediyor. Peki 17 Nisan neden kutlanmalı? Çiftçi-Sen’in bildirisi bu konuya da değinerek şöyle diyor; “Dünyanın küçük çiftçileri 1996 yılından beri 17 Nisan’ı Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü olarak belirlemiştir. 1996 yılının 17 Nisan gününde, Brezilya’da MST (Topraksız Kır İşçileri Hareketi) üyeleri toprağa erişmek, tarım reformu yapmak için verdikleri meşru mücadele sırasında Eldorado do Carajas’da şirket ve devletin güvenlik güçleri tarafından saldırıya uğramış, 19 MST üyesi acımasızca katledilmiştir. Bu nedenle küçük çiftçilerin küresel örgütü La Via Campesina 17 Nisan’ı Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü olarak ilan etmiştir”.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir